Covid-19 Günlerinde Kritik Yenilikler
Yazan: Melih Aksan | 28 Nisan 2020

Tüm dünyayı ekonomi başta olan alanlardan olmak üzere her alanda olumsuz etkisi altına alan COVID-19, resmi olarak 10.03.2020 tarihinde ülkemizde tespit edilmiş olup bu tarihten itibaren ülkemizde de birçok alanda olumsuz etkiler doğurmuştur. Özellikle sanayi, gıda ve eğlence sektörlerinde ve buna bağlı olarak bu alanlarda çalışan kişilerin istihdamında meydana gelen olumsuzlukların bir nebze olsun giderilebilmesi ve salgının yayılmasının önüne geçebilmek adına birtakım tedbirler içeren yeni düzenlemeler getirilmiş ve getirilmektedir. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Taslağı (“Kanun Taslağı”) ile de sosyal ve ekonomik hayatta salgının yayılmasının önüne geçmek amacıyla yeni düzenlemeler getirilmesi hedeflenmiştir. Bu düzenlemelerden bir kısmı ise 17.04.2020 tarihli ve 31102 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7244 Sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Değişiklik Kanunu”) ile kabul edilmiş olup gerek bu kanun gerek ise Kanun Taslağı’nda yer alan ve özellikle ticaret hukuku ve iş hukuku alanlarında düzenlemeler getiren maddelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • Kanun Taslağı’nın 5. maddesi ile düzenlenen ve Değişiklik Kanunu’nun 9. maddesi ile kabul edilen Geçici Madde-10, 4857 Sayılı İş Kanunu’na (“İş Kanunu”) eklenmiştir. Bu madde ile İş Kanunu kapsamında olsun olmasın her işçi açısından, Kanun Taslağı yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay boyunca İş Kanunu’nun işverenin haklı fesih hallerini düzenleyen 25. maddesinde sayılan haller harici bir sebeple işten çıkartılamama güvencesi getirilmiş vaziyettedir. İlgili maddede kullanılan “İş Kanunu kapsamında olan” ifadesi, İş Kanunu’nun kapsamını açıklayan 1. maddesi uyarınca “işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçi” anlamına gelmektedir. Buradan hareketle “İş Kanunu kapsamında olmayan işçi” ifadesi de düzenlemeye eklenerek gerçekleştirdikleri çalışmalar İş Kanunu’nun 4. maddesi ile İş Kanunu kapsamının dışında bırakılan işkollarında olan, örneğin hava taşıma işleri, deniz taşıma işleri gibi işkollarında çalışan kişilerin de korunması amaçlanmış olmaktadır. İlgili maddede belirtilen 3 aylık fesih yasağının ise Cumhurbaşkanı tarafından 6 aya kadar uzatılabilmesi mümkün kılınmıştır. İşbu madde hükümlerine aykırı hareket eden, fesih yasağına riayet etmeksizin işçilerinin iş sözleşmesini fesheden işveren veya işveren vekilleri aleyhine “sözleşmesi feshedilen her işçi için fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında” idari para cezasına hükmedileceği yönünde düzenleme getirilerek fesih yasağı hususunda caydırıcılık elde edilmeye çalışılmıştır. Bu süre içinde işverenlere haklı neden olmaksızın iş sözleşmesini feshetme yasağı getirilmekle beraber işverenlere, işçilerin ücretsiz izne ayrılması hususunda karar verme yetkisi tanınmaktadır. Bununla beraber işçilerin ücretsiz izne ayrılmasının işçilere haklı nedenle fesih hakkı tanımayacağı belirtilmektedir. Bu kapsamda ilgili değişiklikler ile salgın süresince iş ilişkisini ayakta tutmak hedeflenmiş gerek işçi gerek ise işveren açısından uygulanabilir çözüm seçenekleri getirilmiştir. Ancak işçilerin salgın süresince ekonomik durumlarının son derece güçleşmemesi adına böylesi bir düzenleme getiriliyorken esasen işçinin onayına bağlı olan ücretsiz izin hususunda yetkinin işverene tanınmış olması ve işçilere ücretsiz izne ayrılmaları halinde haklı nedenle fesih imkanı dahi verilmemesi maddenin amacıyla tezat oluşturmaktadır. Zira ücretsiz izin, işçi tarafından kabul edilmediği takdirde Yargıtay içtihatları uyarınca işverenin iş sözleşmesini feshi anlamına gelmekte olacağından, fesih yasağı ile de çelişki içerisinde olmaktadır. Ücretsiz izne ayrılması halinde ücret alamayacak işçilerin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakları da ellerinden alınmış olduğundan bu süreçte başka bir iş bularak çalışma imkanları da kısıtlanmış olmaktadır. Öte yandan fesih yasağıyla beraber işverene getirilen ücretsiz izin yetkisine başvurulmadan önce işçiyi ekonomik anlamda daha az zorlayacak önlemler olan ücretli izin ve kısa çalışma ödeneği gibi alternatif yollara işveren tarafından başvurulabilir.
  • Kanun Taslağı’nın 16. maddesi ile 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun (“Bankacılık Kanunu”) 76. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmesi hedeflenmektedir. Bu değişiklik ile Bankacılık Kanunu’nun 4. maddesinde sayılan, bankaların gerçekleştirebileceği faaliyetlere ilişkin olarak müşteriler ile imzalanacak sözleşmelerin şekline ilişkin bir yenilik getirilmiş olacaktır. Kanun Taslağı’nın kabul edilmesi halinde artık ilgili maddede anılan sözleşmeler “yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek diğer yöntemler yoluyla” kurulacak, böylelikle bankacılık işlemlerine ilişkin sözleşmeler müşterinin fiziken bankaya gitmesi gerekmeksizin elektronik ortamda gerçekleştirilebilecektir. Bununla beraber madde metnindeki 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a uygun hareket etmeye yönelik atıf çıkartılacak, bu yolla ilgili sözleşmeler hususunda 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a uygun hareket etme zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacaktır.
  • Kanun Taslağı’nın 18 ve 19. maddeleri ile sırasıyla 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 38 ve 39. maddeleri değiştirilerek her ikisi de yazılı olarak düzenlenmek zorunda olan faktoring sözleşmeleri ile finansman sözleşmelerinin “uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek diğer yöntemler yoluyla” da kurulabilmesi imkanı getirilecek, yazılılık şartına bir alternatif sağlanarak sözleşmenin taraflarının fiziken bir araya gelmesi veyahut evrak gönderimi yapması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacaktır.
  • Kanun Taslağı’nın 24. maddesi ile tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar, ağır ekonomik bunalım veya olağanüstü hallerde derneklerin işleyişlerinde aksamalar yaşanabildiği hususu gözetilerek 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’na Ek-Madde 3 eklenmesi ve işbu madde ile sayılan hallerde (i) 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’ndan kaynaklanan bildirimlerin ve beyannamelerin veriliş sürelerinin ileri bir tarihe ertelenmesine, (ii) bu bildirimlerin ve beyannamelerin süresi içerisinde verilememesi sebebiyle karşılaşılacak idari yaptırımların uygulanmamasına ve (iii) dernek genel kurullarının ertelenmesine İçişleri Bakanlığı tarafından karar verilebileceği yönünde bir düzenleme getirilmesi hedeflenmiştir. Bu düzenlemeye paralel olarak Değişiklik Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, yukarıda sayılan bildirim ve beyannameler ile dernek genel kurul toplantılarının 31.07.2020 tarihine değin ertelenmesi ve bu sürenin İçişleri Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilmesi yönünde hüküm getirilmiştir. İşbu madde ile mevcut organların görev, yetki ve sorumluluklarının erteleme süresi sonunda yapılacak ilk genel kurula değin devam edeceği düzenlendiği gibi, ertelenen genel kurulların ertelemenin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Böylesi bir hüküm İçişleri Bakanlığı’nın 16.03.2020 tarih ve 5361 Esas sayılı “Coronavirüs Tedbirleri” konulu genelgesi ile derneklerin de kapsamında yer aldığı sivil toplum kuruluşlarına ilişkin olarak getirilen genel kurul ve insanları toplu olarak bir araya getiren her türlü toplantı ve faaliyetlerin geçici olarak ertelenmesi kararı ile paralel olmakta ve bu madde ile ülkemizdeki salgın endişesi sebebiyle işleyişlerinde aksamalar meydana gelen, genel kurul gerçekleştiremeyen ve/veya gerçekleştirmeyi sağlık sebepleriyle riskli bulan derneklerin idari para cezası ve fesih benzeri yaptırımlarla karşılaşmaması amaçlanmaktadır.
  • Kanun Taslağı’nın 30. maddesi ile 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3. maddesine yeni bir 13. fıkra eklenmesi öngörülmüş, ilgili düzenleme Değişiklik Kanunu’nun 2. maddesi ile yürürlüğe girmiştir. İşbu düzenleme ile esasen Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinde yürütülen faaliyetlerin, Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından verilebilecek izin çerçevesinde ve 11.03.2020 tarihinden itibaren 4 ay süre ile sınırlı olmak üzere, Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri dışında da yürütülebilmesi ve bu süreçte ilgili kanun çerçevesinde tanınan indirim, istisna, destek ve teşviklerin uygulanmasına devam edilmesi imkanları tanınmıştır. Bu sürenin ise bitiminden itibaren Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabileceği düzenlenmiştir. Ancak bu kapsamda ilgili teşviklerin uygulanmasına devam edilebilmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bu hususta bilgilendirilmesi zorunlu tutulmuştur.
  • Benzer şekilde Kanun Taslağı’nın 31. maddesi ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun Geçici Madde-2’sine yeni bir fıkra eklenmesi öngörülmüş, Değişiklik Kanunu’nun 2. maddesi ile Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerine ilişkin düzenlemeye paralel olarak, ilgili Kanun çerçevesinde bölge sınırları içinde yapılması zorunlu olan faaliyetlerin bölge dışında da yapılmasına Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından 11.03.2020 tarihinden itibaren 4 ay süre ile sınırlı olarak izin verilebileceği ve bu süreçte ilgili Kanun çerçevesinde tanınan indirim, istisna, destek ve teşviklerin uygulanmasına devam edileceği hükmü getirilmiştir. İşbu sürenin de bitiminden itibaren Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabileceği düzenlenmiştir. Ancak yine Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerine benzer olarak bu gibi teşviklerin uygulanabilmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bu hususta bilgilendirilmesi zorunlu tutulmuştur. Her iki değişiklik ile de amaçlanan Ar-Ge ve teknoloji geliştirme faaliyetlerinde fiziksel alan sınırlamalarının ortadan kaldırılması ve salgına ilişkin önlem alınabilmesi amacıyla uzaktan çalışma modelinin benimsenebilmesinin önünün açılmasıdır.
  • Kanun Taslağı ile çok sayıda değişiklik gerçekleştirilecek bir diğer kanun ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) olmaktadır. TTK’nın 40. maddesinin 2. fıkrasında uyarınca tacirler, kullanacakları ticaret unvanı ve altına atacakları imzayı ticaret sicil müdürlüğüne veriyorken Kanun Taslağı’nın 42. maddesi ile ilgili fıkrada yapılacak değişiklik ile tacirlerin kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı “notere onaylattırmak veya herhangi bir sicil müdürlüğünde yazılı beyanda bulunmak suretiyle” ticaret sicili müdürlüğüne verecekleri yönünde bir düzenleme getirilecektir. Buna paralel olarak tüzel kişi tacirler, ticaret unvanları ve imzaya yetkili kişilerin imzalarını noter huzurunda onaylattırmak suretiyle ticaret sicil müdürlüğüne verebileceklerdir. Ancak bu kapsamdan limited şirketler ayrı tutulmuş olup limited şirketlerin imzaya yetkili kişilerinin imzalarını doğrudan ticaret sicili müdürlüğünde vermesi yönünde bir düzenleme eklenecektir.

İmza beyanları hususunda esas olan imza beyanının, herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle verilmesi olsa da yeni düzenleme ile “kamu kurum ve kuruluşlarınca veri tabanına kaydedilmek üzere imzası alınan kimselerin imzalarının, Ticaret Bakanlığı tarafından ilgili kurum ve kuruluştan elektronik ortamda alınarak ticaret sicili müdürlüğünce görüntülenebilmesine ve ticaret sicili dosyasında saklanabilmesine imkân sağlandığı hallerde” imza beyanı alınmaksızın işlemlerin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlanacak olup tacirlerin bu süreçte yükünü hafifletmek hedeflenmiştir.

  • TTK’nın 399. maddesinin 6. fıkrasında yer alan şirkete denetçi seçilmesine ilişkin süre “faaliyet döneminin 4. ayına kadar” olarak belirlenmişken Kanun Taslağı’nın 43. maddesi ile bu süre “faaliyet döneminin 5. ayının sonuna kadar” şeklinde değiştirilmesi ve uzatılması öngörülmektedir.
  • Kanun Taslağı’nın 44. maddesi ile TTK’nın 409. maddesinde gerçekleştirilecek değişiklik ile anonim şirketlerin olağan genel kurul toplantısı her faaliyet döneminin sonundan itibaren 3 ay içerisinde gerçekleştirilmeliyken Kanun Taslağı kabul edildiği takdirde bu süre 5 aya çıkarılacaktır. Aynı şekilde limited şirketlerin olağan genel kurul toplantısını düzenleyen TTK’nın 617. Maddesi de, Kanun Taslağı’nın 46. Maddesi ile değişecek olup bu değişiklik ile limited şirketlerdeki olağan genel kurul toplantısının, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içinde yapılması yerine 5 ay içerisinde yapılmasına düzenlenmiştir.
  • Kanun Taslağı’nın 45. maddesi ile TTK’nın “Suçlar ve cezalar” başlıklı 562. maddesinin 1. fıkrasına yeni bir bent eklenmesi öngörülmektedir. Bu bent ile TTK’nın 409. maddesi ile 617. maddesinde öngörülen sürelerde “olağan genel kurulu toplantıya çağırmayan anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile limited şirket müdürleri” aleyhine de dört bin TL (2020 yılı güncel rakamı 9.387 TL) tutarında idari para cezasına hükmolunacağı düzenlenmektedir. Bu kapsamda yeni Kanun Taslağı ile olağan genel kurul toplantısı için çağrı yükümlülüğünü yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri ve müdürlere yönelik idari para cezası uygulanması gündeme getirilmiştir.
  • Kanun Taslağı ile TTK’da gerçekleştirilmesi hedeflenen ve Değişiklik Kanunu’nun 12. maddesi ile yürürlüğe giren en önemli değişikliklerden biri ise TTK’ya eklenen Geçici Madde-13 olmaktadır. İşbu madde ile devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin pay sahibi olduğu şirketler dışındaki sermaye şirketlerinin kar payı dağıtma yetkileri sınırlandırılmış olmaktadır. Bu madde ile (i) sayılanlar haricindeki sermaye şirketlerinin 30.09.2020 tarihine kadar dağıtabilecekleri nakit kar payı tutarı 2019 yılı net dönem karlarının %25’ini aşamayacak, (ii) genel kurul tarafından yönetim kuruluna kar payı avansı dağıtıma yetkisi verilemeyecek, (iii) geçmiş yıl karları ve yedek akçeler dağıtıma konu edilemeyecek ve (iv) genel kurul tarafından kar pay dağıtımı kararı alınmakla beraber kar payları henüz dağıtılmamış veya kısmi ödeme yapılarak ödemenin tamamı henüz gerçekleştirilmemişse 2019 yılı net dönem karlarının %25’ini aşar nitelikteki kar payı ödemeleri de 30.09.2020 tarihinden sonraya ertelenecektir. İşbu süre ise Cumhurbaşkanı tarafından 3 ay kısaltılabilecek veya 3 ay uzatılabilecektir. İşbu madde kapsamındaki şirketler hususunda bir istisna yapılabilmesi de mümkün kılınmış ve böylesi bir istisnayı belirleme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüşünü almak suretiyle Ticaret Bakanlığı’na bırakılmıştır. Bu madde ile salgın dönemindeki ihtiyatlılık politikası gereği şirketlerin özkaynak yapılarının korunması ve şirketlerin ek finansman ihtiyacının önlenmesi amaçlanmaktadır.

Ülkemizi de yoğun bir şekilde olumsuz etkisi altına almış olan COVID-19’un özellikle ticaret hukuku ve iş hukuku alanında meydana getireceği olumsuz sonuçların gerek sözleşme içerisindeki taraflar gerek ise kuruluşların iç işleyişi açısından olabildiğince hafifletilmesi için öngörülen maddelerin bir kısmı yukarıdaki gibi olup salgının yayılmasının önlenmesi açısından fiziki işlem yapılması şartları da Kanun Taslağı ile en aza indirgemeye çalışılmıştır. 

Paylaş: