Rekabet Hukukunda Birleşme ve Devralmalar: 2026/2 Sayılı Tebliğ ile Getirilen Esaslı Değişiklikler
Rekabet Kurulu (“Kurul”) tarafından çıkarılan ve 11 Şubat 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (2010/4)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (2026/2)” (“Tebliğ”) ile, Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında 2010/4 sayılı Tebliğ’de yer alan, birleşme ve devralma işlemlerinin izne tabi olup olmadığının belirlenmesine ilişkin tanımlar, ciro eşikleri ve değerlendirme ölçütleri bakımından kritik değişiklikler yapılmıştır. Anılan düzenlemeler, uygulamada hem bildirim yükümlülüğünün kapsamını hem de Kurul’un rekabet değerlendirmesinin çerçevesini doğrudan etkileyecektir.
Tebliğ kapsamında öncelikle bazı temel kavramlar yeniden düzenlenmiştir. Bu çerçevede, “ilgili teşebbüs” ve “işlem tarafı” kavramları, ekonomik bütünlük yaklaşımı esas alınarak daha açık ve sistematik bir biçimde tanımlanmıştır. Böylelikle, birleşme ve devralma işlemlerinde hangi teşebbüslerin bildirim yükümlülüğü ve ciro hesabı bakımından dikkate alınacağı hususunda uygulamada ortaya çıkabilen tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra, “teknoloji teşebbüsleri” kavramı kapsamlı şekilde tekrar tanımlanarak dijital platformlar ile yazılım, oyun yazılımı, finansal teknolojiler, biyoteknoloji, farmakoloji, tarım kimyasalları ve sağlık teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren teşebbüsler ile bu alanlara ilişkin varlıklar açıkça Tebliğ kapsamına dahil edilmiştir.
Bildirim yükümlülüğünde belirleyici unsurlardan olan, ciro eşiklerine ilişkin yeni düzenlemeler, Tebliğ’in belki de en dikkat çekici ve önemli kısımlarından birini oluşturmaktadır. Yapılan değişiklikle birlikte, birleşme veya devralma işlemlerinin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurul izninin aranacağı durumlar bakımından, işlem taraflarının Türkiye ciroları toplamı 3 milyar TL olarak belirlenmiş; ayrıca işlem taraflarından en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı 1 milyar TL’yi aşması şartı getirilmiştir. Alternatif eşik olarak ise, devralma işlemlerinde devre konu varlık veya faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun 1 milyar TL’yi, diğer işlem taraflarından en az birinin dünya cirosunun ise 9 milyar TL’yi aşması öngörülmüştür. Önceki düzenlemede yer alan birçok ciro eşiği bu Tebliğ ile dört kat artırılmış, bu suretle, özellikle yüksek hacimli ve yerleşik pazarlardaki işlemler bakımından bildirim yükümlülüğünün daha seçici hale getirilmesi hedeflenmiştir.
Bununla birlikte, teknoloji teşebbüslerine ilişkin işlemler bakımından farklılaştırılmış bir ciro eşik rejimi korunmuştur. Yeni düzenlemeye göre, işlem taraflarından en az birinin Türkiye’de yerleşik bir teknoloji teşebbüsü olduğu birleşme ve devralma işlemlerinde, normal koşullarda 1 milyar TL olarak uygulanan Türkiye cirosu eşiği 250 milyon TL olarak uygulanacaktır. Bu düzenleme, yüksek değerlemeye sahip olmakla birlikte sınırlı ciroya sahip teknoloji teşebbüslerinin devralınması suretiyle potansiyel rekabetin ortadan kaldırılmasının önüne geçilmesini amaçlayan Kurul yaklaşımının devamı niteliğindedir. Ancak en dikkat çekici kısım, teknoloji teşebbüsleri için önceden aranmayan ciro eşiği, 250 milyon TL’ye çıkarılarak Kurul’un burada da daha seçici bir yaklaşımı benimsemiş olmasıdır.
Ciro hesaplamasına ilişkin olarak da uygulamada önem arz eden bir açıklık getirilmiştir. Devralma işlemleri kapsamında tüzel kişiliğe sahip olan veya olmayan yalnızca bir işletme kısmının ya da faaliyetin devredilmesi halinde, devreden taraf bakımından ciro hesabında yalnızca devredilen kısmın cirosunun esas alınacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme, özellikle varlık ve iş kolu devri işlemlerinde daha ölçülü ve işlemle orantılı bir bildirim değerlendirmesi yapılmasına imkan tanımaktadır.
Bildirim süresinin başlangıcına ilişkin olarak Tebliğ’de teknik bir değişiklik yapılmış; bildirimin Kurul kayıtlarına intikal ettiği tarihi izleyen günden itibaren sürenin başlayacağı netleştirilmiştir. Bu değişiklikle, uygulamada bildirim tarihinin tespiti konusunda ortaya çıkan yorum farklılıklarının giderilmesi amaçlanmıştır.
Birleşme ve devralmaların esasa ilişkin değerlendirilmesinde dikkate alınacak kriterler de Tebliğ’de daha sistematik bir şekilde düzenlenmiştir. Rekabet Kurulu’nun incelemelerinde; ilgili pazarın yapısı, teşebbüslerin pazardaki konumu, ekonomik ve mali güçleri, pazara giriş engelleri, fiili ve potansiyel rekabet koşulları ile tüketici yararına olan etkinliklerin birlikte değerlendirileceği açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, hakim durum yaratılması veya mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesi suretiyle ülkenin bütününde ya da bir kısmında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran birleşme veya devralma işlemlerine izin verilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Tam işlevsel ortak girişimlerin ise, ana teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayıcı koordinasyon etkileri bakımından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 5. maddeleri çerçevesinde ayrıca değerlendirmeye tabi tutulacağı açıkça düzenlenmiştir.
Son olarak, Tebliğ’e eklenen geçiş hükmü ile, ciro eşiklerinde veya diğer koşullarda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla incelemesi devam eden işlemler bakımından da uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, yeni eşiklerin altında kalan veya diğer koşulları karşılamadığı tespit edilen işlemler bakımından yürüyen inceleme süreçlerinin Kurul kararıyla sonlandırılması mümkün hale getirilmiştir.
Sonuç itibarıyla, 2026/2 sayılı Tebliğ ile Kurul, bildirim yükümlülüğünün kapsamını çok daha sınırlı ve seçici bir çerçeveye oturtmuştur. Bu durum önümüzdeki dönemde, başvurularda ciddi bir azalma anlamına gelecektir. Ancak, özellikle teknoloji ve yenilik odaklı pazarlarda rekabetin korunmasına yönelik hassas denetim yaklaşımı halen muhafaza edilmektedir. Bu çerçevede, birleşme ve devralma işlemlerinde, özellikle teknoloji unsuru içeren yapılarda, bildirim yükümlülüğünün ve rekabet hukuku risklerinin işlem sürecinin erken aşamalarında değerlendirilmesi halen önemini korumaktadır.

